Yeni işletmelerin önemli bir bölümü aynı varsayımla yola çıkar: Şirket ticaret siciline kaydolduysa, isim de artık korunuyordur. Oysa ticaret unvanı ile marka, farklı kanunlarla korunan, farklı işlevlere sahip iki ayrı haktır. Bu farkı bilmeyen işletmeler, yıllar sonra kendi isimlerini değiştirmek zorunda kalabilir.
Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesiyle ilgili işlemlerinde kullandığı resmî addır: "Yıldız Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" gibi. Ticaret siciline kaydedilir ve işletmeyi diğer işletmelerden ayırt eder. Sağladığı koruma, unvanın bir bütün olarak ve tacir kimliğiyle kullanımına ilişkindir; sicil müdürlükleri de yalnızca birebir aynı unvanların kaydını engeller.
Marka ise mal ve hizmetlerinizi rakiplerinkinden ayıran işarettir ve TÜRKPATENT nezdinde tescille korunur. Koruma, seçtiğiniz mal/hizmet sınıfları üzerinden işler ve size Türkiye çapında, benzer işaretlerin benzer mal ve hizmetlerde kullanımını engelleme hakkı verir. Ambalajınızın üzerindeki isim, tabelanız, uygulamanızın adı — tüketicinin gördüğü işaret — marka hukukunun konusudur.
Hayır. Vergi levhası mali bir kayıttır; alan adı yalnızca o adresin size tahsisidir; sosyal medya hesabı platform sözleşmesine tabidir. Üçü de marka hakkı doğurmaz. Tersine, isminizin markası başkasında tescilliyse, tescil sahibi alan adınızın devrini ve hesaplarınızın kapatılmasını dahi talep edebilir. Bu araçlar markanın tamamlayıcısıdır, alternatifi değil.
Vermez değil: Sınai Mülkiyet Kanunu, başkasına ait ticaret unvanını ve tescilsiz kullanımla öncelik kazanılmış işaretleri, sonraki marka başvurularına itiraz nedeni sayar. Yani ismi gerçekten önce ve yoğun biçimde kullanan işletmenin eli tamamen boş değildir. Ancak bu yol, kullanımın ispatına dayalı, masraflı ve sonucu garanti olmayan bir mücadeledir. Tescil ise aynı hakkı baştan, belgeyle verir.
Şahıs işletmelerinde "unvan" çoğu zaman ad-soyaddan ibarettir; kullanılan işletme adı (tabeladaki isim) ise ayrıca korunmak isteniyorsa yine marka tesciline muhtaçtır. Yani şahıs şirketi kuran bir girişimcinin marka tesciline ihtiyacı, limited şirket kurandan daha az değildir.
Üç hikâyenin ortak dersi: hak, ismi ilk bulanın değil, sicile ilk yazdıranın yanında durur. İstisnalar (gerçek hak sahipliği, kötü niyet) mevcuttur ama hepsi dava ve ispat ister; tescil ise aynı korumayı baştan, tartışmasız verir.
İkisi farklı işlemlerdir ve sıralarında yasal bir zorunluluk yoktur; marka başvurusu şahıs adına da yapılabilir, sonradan şirkete devredilebilir. Riskli olan sıralama değil, gecikmedir: isim kararı netleştiği an sorgulama ve başvuru yapılmalı, şirketleşme takvimi bunu beklememelidir.
İsmi ondan önce ve fiilen kullandığınızı ispatlayabiliyorsanız, gerçek hak sahipliğine dayanarak yayına itiraz veya tescil sonrası beş yıl içinde hükümsüzlük davası gündeme gelir. Faturalar, sözleşmeler, reklamlar ve tarih damgalı dijital kayıtlar bu ispatın malzemesidir. Ancak bu yol uzun ve masraflıdır; aynı ispatı baştan tescille sabitlemek her zaman daha ucuzdur.
Yasak değildir; tescilsiz marka ile ticaret yapılabilir. Sorun, korumasızlıktadır: ismi başkası tescil ettirirse ambalaj, tabela ve reklamlarınızı değiştirmek zorunda kalabilir, üstelik ihlal eden taraf siz sayılabilirsiniz. Satış hacmi büyümeden tescili tamamlamak bu senaryoyu kapatır.
İsminizi bugün kontrol edin: Ücretsiz Marka Sorgulama · İsim Tescili rehberi · İsim hakkı nasıl alınır?
Şirketinizin ismi gerçekten sizin mi? tmark.ai ile saniyeler içinde sorgulayın, gerekiyorsa tescil başvurunuzu hemen başlatın.